Sikiş
Bugun...
SON DAKİKA

İstanbul Sözleşmesinin neresinden tutsak elimizde kalır.

 Tarih: 30-06-2020 22:11:00  -   Güncelleme: 30-06-2020 22:42:00
Tuğba Yılmaz

Son yıllarda varlığından haberdar olduğumuz ve yine birçok insanın maalesef çok fazla bir bilgiye sahip olmadığı İstanbul Sözleşmesini duymaya başladık. Normalde sözleşmenin adına bakarsak kulağa hoş geliyor değil mi? Evet seslerini duyuyorum kulaklarımın derinliklerinde. Dünyanın merkezi 1453 yılında Fatih Sultan Mehmet Han’ın çağ açıp kapattığı, Peygamber efendimiz Hz. Muhammed (SAV)’in müjdelediği şehrin ismi ve sözleşmenin adı İstanbul oluşu kimin hoşuna gitmez ki.İlk bakışta bana da cazip geldi doğruyu söylemek gerekirse.Ancak bu sözleşme içi seni dışı beni yakar misali.

“İstanbul Sözleşmesi maalesef tamda dediğim gibi içi seni dışı beni yakıyor”.

Sözleşmenin dışına yani ismine değil,içine bakmak lazım acaba kimleri yakıyor diye.Ben de dışına değil içine bakarak biraz araştırma yapma gereği duydum. Nedir bu İstanbul Sözleşmesi ? Neleri kapsıyor ? Ülkemiz ve milletimiz için faydalı mı değil mi? diye bir araştırmanın içinde buluverdim kendimi.2012 yılında yürürlüğe giren sözleşmeden milletimizin yeni yeni uyanması sizce çok tuhaf değil mi ? Bizler neredeyse 6-7 yıl gibi bir zaman diliminde nasılda bu sözleşmeden habersiz uyuyuvermişiz.Ta ki bu sözleşmeyi kurulduğu günden bugüne kadar yüksek sesle dinlendiren Yeniden Refah Partisi lideri Dr.Fatih Erbakan ve teşkilatları yüksek perdeden halkımıza duyuruncaya kadar baya bir uyumuşuz.

Şimdi gelelim sözleşmenin bazı maddelerine.Delil ve şahit olmadan sadece kadının beyanı esas alınarak erkeklerin evden uzaklaştırıldığını biliyormuydunuz ? Evet yanlış duymadınız 6284 sayılı kanun nedeniyle sadece kadının beyanı esas alınmak suretiyle 2019 yılında 553 bin 463 erkeğin evden uzaklaştırıldığını şaşkınlık yaşayarak araştırmalarımın neticesinde öğreniyorum.

Günümüzde Batı'dan ithal edilen ve toplumsal yapımız ile uyuşmayan yasaların kaldırılması için Yeniden Refah Partisi başta olmak üzere farklı kesimlerden tepkiler artarak devam ediyor. İstanbul Sözleşmesi başta olmak üzere Toplumsal Cinsiyet Çalışmaları gibi uygulamalar, aile gibi önemli olan bir müesseseyi hedef almasına ve hiçbir şekilde bu toplumun yapısına uymamasına rağmen bu konuda herhangi bir adımın atılmaması toplumun tüm kesimlerini ve şahsımı ciddi bir şekilde endişelendiriyor açıkçası.

Avrupa Birliği uyum yasaları çerçevesinde uzun zamandır aile yapımıza yönelik ifsat çalışmalarına her geçen gün bir yenisi ekleniyor. TV’lerdeki dizilerin toplumda oluşturduğu tahribatın yanı sıra toplum tarafından yürürlüğe girdiği ilk günden itibaren tepki ile karşılanan söz konusu yasalarla toplumun aile değerleri hiçe sayılıyor. Özellikle de 6284 Sayılı Yasa'nın neticelerinden olan “Kadının beyanı esastır” gerekçesiyle binlerce erkeğin evden uzaklaştırılması sonucu yuvalar yıkılıyor.

Adalet Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, Türkiye’de 2019 yılı itibariyle 553 bin 463 erkek evden uzaklaştırıldı.Açıklanan bu rakamın 6284 sayılı Kanun ve İstanbul Sözleşmesi gibi uygulamaların sonucu olduğunu biliyor muydunuz ?

Avrupa Birliği uyum yasaları çerçevesinde imzalanan İstanbul Sözleşmesinin kadını eşinden, çocukları da ebeveynlerinden uzaklaştırılması sizce aile yapımıza uygunmu ?

Aile bir toplumun temelidir, Aile bir toplumun kozmik odasıdır. İnsanların sosyalleştiği hayata dair ilk bilgileri edindiği, dini, ahlaklı yaşamı ilk defa deneyimlediği mekân ailedir. Maalesef 8-9 yıldır ailenin içine her an patlamaya hazır bomba konulmuş ve bu yasayla da desteklenmiş. Bu yasalardan bir tanesi 2012 yılında yürürlüğe giren 6284 sayılı “Ailenin ve kadına yönelik şiddetin korunması” yasasıdır. Zaten yasanın başlığına baktığımızda da sanki kadın ve erkek arasında ciddi bir rekabet var. Sanki sürekli bir kavga ve geçimsizlik varmış gibi bir algı ile hazırlandığı ortadadır. 

Aile kurumunun toplumun en hassas kurumu ve temel taşıdır.Bu yapı parçalandığı ve deforme zaman toplumda haliyle bozulur. Aile kurumu bizde çok gelenekseldir. Yani toplumsal cinsiyet rolleri bellidir. Kadının ve erkeğin rolü bellidir. Eşler birbirlerine karşı olan hak ve yükümlülükleri gerek gelenekler gerekse de din tarafından belirlenmiştir. Dolayısıyla da yerleşik bir düzen aile düzeni var. Maalesef bu bahsettiğimiz yasalar, ailenin özüne bir müdahaledir. Resmen aile yasal bir darbe ile yıkılmaya çalışılıyor. Dolayısıyla ailenin genetik koduyla yani yapısıyla oynandı ve toplumsal anlamda da bir takım infiallere, kadın cinayetlerinin ve boşanmaların artmasına neden oldu.Kadın şiddetine karşıyız ve kadına yönelik her türlü şiddeti kınıyorum.Ancak kadınımıza yönelik şiddeti aile yapısını bozan sözleşmelerle kanunlarla asla engellemeyiz.Bunun çözümü İstanbul Sözleşmesi asla olmamalıdır.Ortak payda ve aile yapımızında kabullenebileceği yasalarımızla çözebiliriz.

Tabi bir diğer madde toplumsal eşitlik kavramı var sözleşmede.Ne güzel değil mi ? Toplumsal eşitlik…Keşke öyle olsaydı ama öyle değil ve kadın ve erkek eşitliğinden bahsetmiyoruz.Üçüncü bir cins eşitliğinden bahsediyoruz.Bu sözleşmede öyle maddeler var ki kitap yazsak ancak sığar.Süresiz nafakadan üçüncü cins eşitliğine kadar.Sizlerin de İstanbul Sözleşmesi hakkında bir araştırma yapmasını öneririm.

Dipnot olarak sizlere şunuda hatırlatmak isterim.Bu sözleşmeyi birçok ülkede bahsettiğimiz maddeleri şerh düşerek Kabul etmiştir.Samimice söylemek isterim ki bizi biz yapan değerlerimiz olan aile yapımızı yıkmaya yönelik bir sözleşmedir.Bu sözleşme iptal edilmezse maalesef asırlardır bizleri ayakta tutan aile yapımız bozulacaktır.Dediğim gibi bizi biz yapan değerlerimiz,örf ve adetlerimiz ve en önemlisi aile kurumumuzun saygınlığıdır.Kalın sağlıcakla 

 

 

  Bu yazı 3804 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR
  HABER ARŞİVİ
  HAVA DURUMU
resmi ilanlar
GAZETEMİZ
  ANKET Tüm Anketler
Bu Pazar Seçim Olsa Hangi Partiye Oy Verirdiniz?
  NAMAZ VAKİTLERİ
nöbetçi eczaneler
  HABER ARA
YUKARI