Sikiş
Bugun...
SON DAKİKA

Covid-19 Pandemisinde; Ne zaman normal yaşama dönebiliriz?

 Tarih: 19-04-2020 16:12:00  -   Güncelleme: 21-04-2020 15:51:00
Doç.Dr.İbrahim Aydoğdu
Dünyayı sağlık konusunda derinden sarsan, sosyal, ekonomik ve siyasi olarak da büyük değişim / dönüşümlerin yaşandığı yeni Koronavirüs salgın günlerinde insanların merak ettiği en önemli konulardan biri ‘ne zaman normal yaşama dönebiliriz?’dir. Dünyanın normal sosyal yaşantısına dönüşü, bazı değişimlerle birlikte yakın zamanda olacağı düşünülmektedir. Bu da ancak yeni Koronavirüsün bölgesel ya da dünya çapında bir tehdit olmaktan çıkarılmasıyla gerçekleşebilir. Salgınlara neden olan hastalıkların önlenmesi için en iyi çözüm ortaya çıkmadan önce kaynağında durdurulmasıdır. Bu başarılamadığında ise koruma / tedavi için aşı ya da ilaç en önemli seçeneklerdir.  
 
Şimdi aşı konusunda kısa bilgiler verelim. Bağışıklık kazanmak için yapılan aşılar aslında bireyi korurken asıl amaç toplumu da korumaktır. Virüs/bakterilerin etkileri her bireyde aynı şekilde sonuçlanmaz. Bazı kişilerin virüs / bakteriyi aldıktan sonra herhangi bir şikayeti olmazken bazılarında ise ölümcül sonuçlar ortaya çıkabilir. Aşı ile sağlanan bağışıklığa yapay aktif bağışıklık denir. Yani hasta olmadan önce olası virüs/bakteri enfeksiyonlarına karşı bağışıklık sağlanır ve hasta olma olasılığı büyük oranda engellenmiş olur. Peki, aşı olmadığı durumlarda nasıl bağışıklık kazanılabilir? Bunun için hastalığa neden olan mikrobu almamız ve vücudumuzun bu mikroplara karşı savaşması ve kazanması gerekir. Bu tür kazanılan bağışıklığa da doğal aktif bağışıklık denir. Virüs / bakterilerin neden olduğu hastalıklara karşı yapılan aşıların farklı koruma yüzdeleri ve süreleri vardır. Örneğin bazı hastalıklarda aşı bir kez uygulandığında ömür boyu koruma sağlarken bazı hastalıklarda belli dönemlerde yeniden yapılmak zorunda kalınabilir.
 
Halk arasında grip diye bilinen İnfluenza virüs tiplerinin neden olduğu hastalıklar, çok eskiden beri özellikle kış aylarında dünyada dolaşmaktadır. Gripe neden olan influenza virüslerine karşı her yıl Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ)’nün önerileri ile aşı içeriği değiştirilmekte ancak yine de tam koruma sağlamamaktadır. Grip aşılarında İnfluenza A ve B’nin tipleri yer almaktadır. Dünyada dolaşımda saptanan İnfluenza virüslerle antijenik benzerlik varsa aşı %50 ila %80 arasında koruma sağlayabilir. Sağlıklı erişkinlerde grip aşısı ile sağlanan koruma %80 civarındadır. İleri yaşlarda bu oran %50’ye kadar düşebilmekte ancak komplikasyonları ve ölümleri azalttığı bilinmektedir. Ancak grip için aşı her yıl yenilenmelidir, yani bir kez aşı olduğunuzda hayat boyu gribe karşı aşılanmış olmazsınız. Gebeliğin ilk 3 ayında, 6 aydan küçük bebeklere ve aşı ya da aşı içeriğine alerjisi olanlara grip aşısı yapılmamaktadır. Grip aşısı, canlı etken içeren bir aşı olmadığından aşıdan sonra aşıya bağlı grip görülmez. 
 
Şimdi gelelim yeni Koronavirüse. İnfluenza virüs (grip), Parainfluenza virüs, Rhinovirüs, Adenovirüs ve Koronavirüsler en sık solunum yolu enfeksiyonlarına neden olan virüslerdir. Görüldüğü gibi Koronavirüslerin bazı tipleri insanlarda zaten enfeksiyonlara yol açıyordu. Ancak Covid-19’a yol açan yeni Koronavirüsle Aralık 2019’da Çin / Wuhan’da ortaya çıkması ve dünyaya hızlı bir şekilde yayılmasıyla tanıştık. Bu virüsle enfekte olan kişilerin yaklaşık %85’inin hastanede tedavi edilme gereksinimi duyulmadığı bildirilmekle birlikte çok yeni bir hastalık olduğundan virüsün davranışı ile ilgili kanıtlar da çok güçlü değildir. Yaklaşık 4 aydır dünya bu virüsle mücadele ediyor. Bir yandan hastalığın yayılmasını azaltma / engelleme için önlemler alınmaya devam ederken diğer yandan ilaç ya da aşı geliştirilmesi için birçok çalışma yapılmaktadır. Peki, olası yeni bir aşının bulunması ne kadar süre alır? Bilimsel kaynaklar, yeni bir hastalık için aşı geliştirmenin 6 ay ila 2 yıl alabileceğini bildirmektedir. İlaçta ise daha iyimser yaklaşımlar vardır. Yine de yeni Koronavirüse karşı olası aşı / ilaçların güvenilirliği ya da koruma / tedavi yüzdesi de önemli bir soru olarak akılda durmaktadır. 
 
Covid-19 Pandemisinde şu an olduğu gibi güçlü koruma / tedavi seçeneğiniz yoksa ilk yapılması gerekenler, bulaşmanın önlenmesi, etken mikrobun yapabileceklerinin öğrenilmesi, ilaç / aşı geliştirilmesi için zaman kazanılması ve sağlık sisteminin ayakta tutulmasıdır. Bu yazı kaleme alındığında (18.04.2020) medyada yeni Koronavirüs nedeniyle dünyada yaklaşık 2,5 milyon kişinin enfekte olduğu (yapılan testlere göre, belki de çok daha fazlası var) ve 160 bin kişinin ölümüne neden olduğu bildirilmektedir. Yeni Koronavirüste olası mutasyon (değişinim) oluştuğunda ise daha hafif ya da daha ağır hastalıklar oluşturabilir. Bu süreçte geliştirilmiş aşı ya da ilaçlar etkisiz hale gelebilir. 
 
Bazı bilimciler yeni Koronavirüsün, soğuk ve yüksek nem oranına sahip ortamlarda daha etkili olduğunu belirtmektedir. Bu savdan yola çıkarak, yazın sıcak havada Koronavirüsün etkisini kaybedebileceğini savunmaktadırlar. Ancak DSÖ bunun bir mit (kanıtı olmayan, söylenti) olduğunu, güneş ve 25 °C üzerindeki hava sıcaklığının, yeni Koronavirüsün yol açtığı Covid-19 hastalığı için çözüm olmadığını duyurmuştur. 
 
Yine dünyada en çok tartışılan konulardan biri de maske konusudur. DSÖ sadece Covid-19 hasta kişilerin bakım ve tedavisinde bulunanların, öksüren ya da hapşıranların yani hasta olanların maske takmasını öneriyor. Ancak, toplumda çoğu kişi hastalık belirtileri göstermeden virüs taşıyıcısı olabilir, bu da bulaşmayı / yayılmayı artırır. Ülkemizde toplu taşımalarda, marketlerde, eczanelerde, pazar yerlerinde herkesin maske takması zorunlu hale getirilmiştir. 
 
Yeni Koronavirüsün ilacı ya da aşısı bulunsa dahi mevsimsel grip gibi dünyada uzun yıllar dolaşımda olacağı ön görülmektedir. Aşı ya da ilaç geliştirilemediğinde ise toplumun, doğal aktif bağışıklık şeklinde bağışıklık kazanması beklenmektedir. Bu durumda toplumun tümünün bu hastalığı ayaktan ya da hastanede geçirmesi düşünülmektedir. Ancak burada önemli olan hastalığın yayılmasının toplumda aynı anda değil de zamana dağıtılmış şekilde olması istenilmektedir. Çünkü virüs ne kadar yavaş yayılır / bulaşırsa, ilaç / aşı geliştirme için daha fazla zaman ve hastaların erken tespiti / deneyimlerle tedavide daha etkili olunabileceği açıktır.Bir başka soru da Covid-19 hastalığı geçirenler yeniden aynı etkenle hasta olabilirler mi? Bu konuyla ilgili Güney Kore ve Çin kaynaklı çok az da olsa bazı bilgiler mevcuttur ancak bilimsel olarak kanıtlanmış ve makaleye dönüşmüş bir yayın henüz yok. Yani hastalığı geçirenlerin büyük çoğunluğunun doğal yolla bağışıklandığı kabul görmektedir. 
 
Yine en çok merak edilen konulardan biri de pik (Zirve)’tir. Pik, bir şeyin ya da olayın en üst noktasıdır. Salgınlardaki pikin tanımı ise bir toplumda hastalığın sayı ya da tahribat olarak en yükseğe ulaştığı noktayı belirtir. Pandemilerde sırasıyla başlangıç, artış, pik ve plato/azalış evreleri vardır. Ülkemizde her gün Covid testleri yapılmakta ve günlük 5-10’lardan başlayıp neredeyse 5 binlere varan yeni koronavirüslü vakalara rastlanmaktadır.  Eğer ki bu rakamlar daha fazla artmazsa ulaşılan en büyük rakam pik, belli bir düzeyde böyle devam ederse plato, azalmaya başladığında ise azalış dönemi olarak tanımlanır. Eğer yeterli önlemler alınmaz ise pandeminin azaldığı dönem sonrasında yeniden artış ve pikler oluşabilir. Yeni Koronavirüs pandemisinde diğer ülkeler incelendiğinde pik seviyesine ortalama 8 haftada ulaştıkları görülmüş olup ülkemizde de 11 Mart 2020’de ilk vaka tanımlandığına göre salgının Mayıs ayının 2. haftasında zirveye ulaşması ve azalış döneminin başlaması ön görülmektedir. Bu da bize Mayıs sonu Haziran başı gibi ama tedbirleri elden bırakmadan, sosyal ve ekonomik canlılığın başlayacağına işaret etmektedir. 
 
Sonuç olarak, özlediğimiz normal yaşamımıza dönebilmemiz için Bilim Kurulu’nun önerdiği ve devlet yetkililerinin açıkladığı / uygulanmasını istediği kurallara kesinlikle uymamız gerekmektedir. Her gün açıklanan verilerden kişisel olarak olumlu sonuçlar çıkarıp öneri / kurallara uymamak gibi bir hataya düşmeyelim. Ellerimizi sabunla yıkayalım, fiziksel mesafeyi koruyalım, maske takalım ve mümkün olduğunca evde kalalım. 
Unutmayalım, Koronavirüs, alacağımız tedbirlerden daha güçlü değildir!     
 
Doç. Dr. İbrahim AYDOĞDU, Bezmialem Vakıf Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Çocuk Cerrahisi AD, İstanbul / TÜRKİYE
 
        twitter 
     draydogdu
     instagram
aydogduibrahim
  Bu yazı 24088 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR
  HABER ARŞİVİ
  HAVA DURUMU
resmi ilanlar
GAZETEMİZ
  ANKET Tüm Anketler
Bu Pazar Seçim Olsa Hangi Partiye Oy Verirdiniz?
  NAMAZ VAKİTLERİ
nöbetçi eczaneler
  HABER ARA
YUKARI